Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Hipokampus İlişkisi

İnsanlar, travmatik olaylara dünyada yaşamaya başladıklarından beri maruz kalmaktadır. Doğal afetler, savaşlar, kayıplar ve şiddet bu travmatik olaylara örnek olarak verilebilir. Bu travmatik olaylar karşısında bireyler yoğun korku duygusu ve çaresizlik hissi ile karşı karşıya kalarak hem fiziksel hem psikolojik açıdan etkilenmişlerdir. Ancak fiziksel yaralar tedavi edilebilirken, travmanın bireylerin psikolojilerine etkisi görünmez kalabilir ve bireyin yaşantısını olumsuz etkileyebilir. Bundan dolayı, travmatik deneyimler bireylerde hiçbir şeyin düzelip eskisi gibi olmayacağı düşüncesi yaratarak umutsuzluğa sürükleyebilmektedir (Özen, 2019).

Travmatik olayların bireylerin psikolojileri üzerindeki etkileri tarih boyunca ele alınmış ve farklı kavramlar kullanılarak açıklanmıştır. Özellikle savaş sonrası süreçte askerlerde ortaya çıkan psikolojik belirtiler üzerinde inceleme yapılmıştır. Bu inceleme sayesinde travmanın ortaya çıkardığı semptomlar daha iyi anlaşılmıştır. Aynı zamanda bu belirtilerin incelenmesi ile birlikte TSSB kavramı ortaya çıkmış ve 1980 yılında DSM-III’te yer alarak psikiyatrik tanı olarak kabul edilmiştir (American Psychiatric Association [APA], 1980, aktaran Herman, 2016).

Travma sonrası stres bozukluğu, bireyin travmatik deneyiminden sonra gelişen bir bozukluktur. Bu bozukluk bireyin, bilişsel, fizyolojik ve duygusal süreçlerini etkiler. Hipokampus da bireyin bellek ve öğrenme süreçlerinde etkili olan bir beyin yapısıdır. Hipokampus aynı zamanda bireyin stres tepkisinin düzenlenmesinde de rol oynamaktadır. Bu yazıda, hipokampus ve travma sonrası stres bozukluğu arasındaki ilişki ele alınmıştır  (Anand & Dhikav, 2012; Bryant, 2019; Sherin & Nemeroff, 2011).
Travma sonrası stres bozukluğu, bireyi travmatize edecek herhangi bir olaydan sonra gelişen bir bozukluktur. Ancak travmatik olaya tanık olan veya maruz kalan herkes TSSB geliştirmez. DSM-5 tanı el kitabına göre, bireyin TSSB geliştirmesi için cinsel şiddet, ölüm ya da yaralanma gibi olaylara maruz kalması veya tanık olması gerekir. Travmatik olaya maruz kalan veya tanık olan bireylerin TSSB tanısı alabilmeleri için dört belirti kümesi bulunmaktadır. Bu kümeler: olayı yeniden yaşama, travmayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma, olumsuz duygu durum ve artan uyarılmışlıktır. 

Travma sonrası stres bozukluğu zaman içinde dalgalanmalar gösteren bir bozukluktur. Bozuklukla ilgili temel anlayış, bozukluğun statik bir gidişata sahip olduğu yönündeydi. Ancak yapılan çalışmalar, bozukluğun zaman zaman şiddetlendiğini, bazı zamanlarda ise bireylerin daha sakin bir ruh halinde olduğunu göstermiştir (Bryant et al., 2013). 

Hipokampus, temporal lobun derininde bulunur ve öğrenme, bellek ve mekânsal işlevler bakımından önemli bir beyin yapısıdır. Limbik sistemin bir parçası olan hipokampusun kavisli bir görünümü vardır. Hipokampus üç temel bölgeye ayrılır: baş kısmı, gövde kısmı, kuyruk kısmı.  Bu bölgeler de kendi içlerinde alt alanlara ayrılır. Bunlar CA1, CA2, CA3 ve CA4 gibi yapılardır. Hipokampus öğrenme ve bellek süreçlerinde önemli rolü olan bir beyin yapısıdır. Özellikle yeni anıların oluşturulmasına katkısı oldukça fazladır. Bunun en önemli örneği literatürde önemli bir yere sahip olan H.M. vakasıdır. H.M.’nin hipokampusu epilepsi krizlerini durdurmak için çıkarılmıştır, ancak hipokampusunun çıkarılmasından sonra H.M. geçmişteki anılarının çoğunu hatırlamasına rağmen yeni anılar oluşturamamıştır. Bu vaka  hipokampusun yeni anılar oluşturmada önemli bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (Kandratavicius et al., 2014).

Hipokampusun diğer bir işlevi de mekânsal navigasyondur. Bu işlev sayesinde kişinin bulunduğu çevreyi tanımasını ve hatırlamasını, aynı zamanda mekânlar arası ilişki kurmasını sağlamaktadır ve ayrıca hipotalamus ile bağlantısı bulunmaktadır. Bu sayede hipotalamik işlevlerin düzenlenmesine katkı sağlamaktadır.  Hipotalamus ile bağlantısı sayesinde ACTH salınımının düzenlenmesinde rol oynamaktadır. ACTH hipofiz bezinden salgılanır ve böbreküstü bezleri uyarılarak kortizol salgılanmasını sağlar (Anand & Dhikav, 2012). 

Hipokampus strese duyarlı bir beyin yapısı olduğu için travma sonrası stres bozukluğu ile ilişkilendirilmiştir. Bununla beraber, stres ve travmanın hipokampusa etkisi araştırılmaya başlanmıştır. Beyin görüntüleme çalışmaları yapılmış ve bunun sonucunda travma sonrası stres bozukluğu tanısı almış bireylerin hipokampus hacminin daha küçük olduğu bulunmuştur. 2018 yılında yapılan çalışmada travma sonrası stres bozukluğu ve hipokampus hacmini geniş bir örneklem kullanarak test etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre, travma sonrası stres bozukluğu tanısı almış bireylerin hipokampus hacimlerinin tanı almamış bireylere göre daha küçük olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre, hipokampus ile travma sonrası stres bozukluğu arasında bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Ancak TSSB’nin, hipokampustaki hacmin azalmasına neden olduğuna dair kesin kanıt bulunamamıştır ( Logue et al., 2018).

Hipokampus hacminin azalmasının sebebi stres esnasında ortaya çıkan hormonal farklılıklar olabilir. Bireyler stres altındayken hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseni aktive olarak kortizol gibi glukokortikoid hormonlarının salınımını artırır. Glukokortikoid reseptörleri hipokampusta yoğun olarak bulunduğu için stresin hipokampus üzerinde etkili olabileceği düşünülür (Kim et al., 2015). 

HPA ekseni ile stres ve hipokampus ilişkisini açıklamak mümkündür. Stres tepkisinin düzenlenmesinde HPA ekseninin önemli bir rolü vardır. Hipotalamus, birey stres altındayken kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH) salgılar. Daha sonra hipofiz bezinden adrenokortikotropik hormon (ACTH) salgılanır ve ACTH böbreküstü bezlerini uyarır ve glukokortikoidlerin salgılanmasına neden olur. Böbreküstü bezlerinin uyarılmasıyla salgılanan hormonlardan biri de kortizoldür. Kortizolün de stres tepkisinde önemli bir rolü vardır. Bireylerin uzun süre boyunca glukokortikoide maruz kalmasının hipokampustaki nöronları olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle stresin hipokampus üzerindeki etkisinin, travma sonrası stres bozukluğunda ortaya çıkan nörobilişsel değişikliklerle bağlantılı olabileceği düşünülür ( Sherin & Nemeroff, 2011). 

Araştırmalar, TSSB ve hipokampus arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymuşlardır. Travma sonrası stres bozukluğu olan bireylerde hipokampal hacmin daha küçük olduğunun araştırmacılar tarafından bulunması, travma sonrası stres bozukluğunda var olan nörolojik bağlantıların araştırılmasına yol açmıştır. Ancak TSSB’nin hipokampusta küçülmeye yol açtığı kesin olarak ispatlanamamıştır. Bazı araştırmacılar, travma sonrası stres bozukluğu yaşamanın bireylerin hipokampuslarında küçülmeye neden olacağını öne sürmektedir. Ancak bazı araştırmacılar da hipokampal hacmin küçük olmasının travma sonrası stres bozukluğu gelişimine yol açtığını iddia etmektedir. TSSB ve hipokampus arasındaki nedensellik kesinleşmemiş olmasına rağmen, TSSB ve beyin mekanizmaları arasında ilişki olduğu kesindir. Özellikle stres tepkisinde önemli bir yere sahip olan HPA ekseni ve glukokortikoidlerin hipokampusu etkilediği düşünülmektedir. Hipokampusun strese karşı hassas bir beyin yapısı olması da bu durumu desteklemektedir (Logue et al., 2018; Sherin & Nemeroff, 2011).

TSSB ve hipokampus arasındaki ilişkinin incelenmesi, travma sonrası stres bozukluğunun yalnızca psikolojik tepkilere yol açmadığını, aynı zamanda nörolojik değişimlere de neden olabileceğini göstermektedir. Bireylerin stres ve travmaya dayalı verdiği tepkiler hem fizyolojik değişimlere de hem de beyin yapısında değişimlere neden olabilir. Günümüzde, hipokampus ve TSSB arasındaki nedensellik ilişkisini açıklamak için tek yumurta ikizleri ile yapılan çalışmalar tercih edilmektedir (Gilbertson et al., 2002). TSSB ve hipokampus arasındaki nedensellik henüz bilinmese de beynin kendini yenileyebilme özelliği sayesinde hipokampustaki işlevler eski hâline getirilebilir. Yapılan araştırmalara göre, psikoterapi ile travma etkisi iyileştirilebilir ve hipokampus işlevleri düzenlenip onarılabilir (Bossini et al., 2012). Bu durumdan ötürü, hipokampus ve TSSB arasındaki ilişkiyi anlamak doğru müdahaleyi bulup daha fazla etki elde etmek için önemlidir.

                                               Eda Nur Demirtaş





Kaynakça
American Psychiatric Association. (1980). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (3rd ed.). American Psychiatric Association.


American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.


Anand, K. S., & Dhikav, V. (2012). Hippocampus in health and disease: An overview. Annals of Indian Academy of Neurology, 15(4), 239–246. https://doi.org/10.4103/0972-2327.104323


Bossini, L., Casolaro, I., Santarnecchi, E., Caterini, C., Koukouna, D., Fernandez, I., & Fagiolini, A. (2012). Evaluation study of clinical and neurobiological efficacy of EMDR in patients suffering from post-traumatic stress disorder. Rivista di Psichiatria, 47(2 Suppl. 1), 12–15.                                                                                   https://doi.org/10.1708/1071.11733
Bryant, R. A. (2019). Post-traumatic stress disorder: A state-of-the-art review of evidence and challenges. World Psychiatry, 18(3), 259–269.                      https://doi.org/10.1002/wps.20656


Bryant, R. A., O’Donnell, M. L., Creamer, M., McFarlane, A. C., & Silove, D. (2013). A multisite analysis of the fluctuating course of posttraumatic stress disorder. JAMA Psychiatry, 70(8), 839–846. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2013.1137


Gilbertson, M. W., Shenton, M. E., Ciszewski, A., Kasai, K., Lasko, N. B., Orr, S. P., & Pitman, R. K. (2002). Smaller hippocampal volume predicts pathologic vulnerability to psychological trauma. Nature Neuroscience, 5(11), 1242–1247.  https://doi.org/10.1038/nn958


Herman, J. L. (2016). Travma ve iyileşme: Şiddetin sonuçları, ev içi istismardan siyasi teröre (T. Tosun, Çev.; Gözden geçirilmiş 4. bs.). Literatür Yayıncılık.


Kandratavicius, L., Balista, P. A., Lopes-Aguiar, C., Ruggiero, R. N., Umeoka, E. H., Garcia-Cairasco, N., Bueno-Junior, L. S., & Leite, J. P. (2014). Animal models of epilepsy: Use and limitations. Neuropsychiatric Disease and Treatment, 1693–1705. https://doi.org/10.2147/NDT.S50371


Kim, E. J., Pellman, B., & Kim, J. J. (2015). Stress effects on the hippocampus: A critical review. Learning & Memory, 22(9), 411–416. https://doi.org/10.1101/lm.037291.114


Logue, M. W., van Rooij, S. J. H., Dennis, E. L., Davis, S. L., Hayes, J. P., Stevens, J. S., Baker, J. T., Barch, D. M., Sherin, J. E., Vance, K., & PGC PTSD Working Group. (2018). Smaller hippocampal volume in posttraumatic stress disorder: A multisite ENIGMA-PGC study: Subcortical volumetry results from posttraumatic stress disorder consortia. Biological Psychiatry, 83(3), 244–253.                                  https://doi.org/10.1016/j.biopsych.2017.09.006


Özen, Y. (2019). Psikolojik travmanin insanlik kadar eski tarihi. The Journal of Social Science, 3(5), 362-375. https://izlik.org/JA87PY32MU


Sherin, J. E., & Nemeroff, C. B. (2011). Post-traumatic stress disorder: The neurobiological impact of psychological trauma. Dialogues in Clinical Neuroscience, 13(3), 263–278. https://doi.org/10.31887/DCNS.2011.13.2/jsherin 

Bir Cevap Yazın