
Filtreler sayesinde saniyeler içinde elde edilen “kusursuzluk” benlik ve beden algımızda düşündüğümüzden daha fazla etki bırakıyor olabilir: Normalde herhangi bir sağlık sorunu teşkil etmeyen, göze batmayan özelliklerin zamanla göze batar hâle gelmesi ve bunun rahatsızlık hissi uyandırması gibi. İşte bu durum zamanla “dismorfi” adını verdiğimiz beden algısı bozukluğuna evrilebilir. Dismorfi; dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen, önemsiz veya hafif görünen hayalî bir kusuru saplantı yapmaya dayanan kronik bir psikiyatrik bozukluktur [American Psychiatric Association (APA), 2022]. Ayrıca dismorfi tek boyutlu olmayan; algısal (gerçekteki bedeniyle zihninde algıladığı arasındaki fark), kognitif (bedeniyle ilgili düşünceleri), duygusal (bedeninin mevcut durumda hissettirdiği duygular), davranışsal (bedenini değiştirmek için yapılan davranışlar veya kaçınma davranışları) gibi komplike boyutlardan oluşan karışık bir bozukluktur (Yılmazer, 2025). “Snapchat dismorfisi” kavramı ise özellikle Snapchat uygulamasındaki filtrelere dayanan, kusursuz ve güzellik standartlarına uyan yüzlerin ve vücutların aynadaki görüntüyle uyuşmaması sonucunda hissedilen ruhsal bozukluğu tanımlamak için İngiliz kozmetik doktoru Tijion Esho tarafından ortaya atılmıştır (Rajanala vd., 2018). Adı ne kadar Snapchat dismorfisi olarak özelleşmiş olsa da artık neredeyse tüm sosyal medya platformlarının benzer etkiler yaratması sebebiyle kavram “sosyal medya dismorfisi” olarak da ele alınabilir. Sosyal medya hem beden algısı hem de benlik algısı üzerinde tehdit oluşturabilmektedir. Filtrelerin kişiyi içine sokmuş olduğu o kusursuzluk hâli; kişinin kendini ekrandaki görüntüyle olumsuz bir kıyaslama içine sokmasına, kendi değerini yalnızca vücudu üzerinden değerlendirmesine ve normalde kimse tarafından fark edilmeyen özellikleri üzerine yoğun düşünceler sarf etmesine yol açabilir (Kaya ve Uludağlı, 2025). Bu durum, sosyal medya paylaşımlarından yola çıkarak kişinin kendi hayatını ve hatta kimliğini bile yetersiz görme eğilimine girmesine neden olabilir.
Tüm bu olgular hümanistik psikolojinin öncülerinden biri olan Carl Rogers’ın Benlik Kuramı çerçevesinde ele alınabilir. Gerçek benlik; kişinin mevcut durumda kendini nasıl gördüğü, nasıl bir durumda olduğudur. İdeal benlik ise nasıl bir durumda olmak istediği, bireyin ulaşmayı arzuladığı benliktir (Aslan-Yılmaz, 2016). Eğer gerçek benlik ve ideal benlik arasındaki fark büyükse ortaya “benlik tutarsızlığı”olarak tanımlanan durum çıkar. Bu tutarsızlık ne kadar fazlaysa kişide o kadar çok rahatsızlığa sebep olabileceği ve bu rahatsızlık hissinin ideal benliğe ulaşmaya engel olabileceğinden söz edilir (Gürcan, 2015). Örneğin bir sosyal medya kullanıcısı ideal benliğini fiziksel özellikleri üzerinden tanımladıysa filtreler aracılığıyla cildini pürüzsüzleştirmesi, vücudunu inceltmesi gibi işlemler onu anlık olarak ideal benliğine ulaştırır ancak aynanın karşısına geçip gerçek benliğiyle karşı karşıya kaldığında tutarsızlık yaşayacağı için içsel bir sıkıntı yaşayabilir, yetersizlik hissine kapılabilir. Rogers’ın benlik tutarsızlığının önüne geçilebilmesi için önerdiği bazı mekanizmalar vardır: koşulsuz olumlu kabul ve saygı, gerçekçi ideal benlik hedefleri koymak, organizmik değerlendirme süreci (Karataş ve Öksüz, 2020).
Koşulsuz olumlu kabul ve saygı, bireyin sosyal medyada ideal benliğiyle kendini göstermesine gerek kalmadan yani gerçek benliğini sunması sonucu çevresi ve kendisi tarafından koşulsuz kabul edilmesi ve saygı görmesi anlamına gelir. Bu sayede dışsal onay ihtiyacı azalır (Turgut ve Yücel, 2020).
Gerçekçi ve ulaşılabilir ideal benlik hedefleri sayesinde ise kişi hedeflerine adım adım yaklaştıkça hem tatmin olmuş hisseder hem de motivasyon düşüklüğü yaşamaz.
Organizmik değerlendirme süreci ise kişiyi en iyi kendisinin tanıması ve neyi ne şekilde istediğini bilmesidir. Bu bağlamda kişi, kendisinin en iyi versiyonu olmaya çalışır ve bunu yaparken de nelerin ona iyi gelip gelmeyeceğini yordayabilir. Bu mekanizma sayesinde kişi başkalarının beklentilerine göre değil kendi istek ve ihtiyaçlarına göre hareket eder (Asıl, 2017). Böylece sosyal medyanın dayattığı güzellik standartlarına uymak yerine sağlıklı olanı ve kendine iyi geleni seçebilir.
Tüm bu mekanizmaların hayata entegre edilmesi; kişiyi sosyal medyadaki illüzyonlardan korur, sosyal onay ihtiyacını azaltır ve benlik algısını yanlış yorumlamasının önüne geçip dismorfik eğilimleri engelleyebilir. Rogers’ın benliğin unsuru olarak gördüğü üç unsur olan; benlik imajı, benlik saygısı (öz değer) ve ideal benlik üzerinde olumlu etki yaratabilir (Rogers, 1959).
Örneğin 20 yaşındaki B., gününün çoğunu sosyal medyada geçirmekte ve yüzünü, fiziğini olduğundan daha farklı hâle getiren yoğun filtreler kullanmaktadır. B., aynaya bakıp gerçek hâli ile filtrelenmiş hâli arasındaki farklılığı görünce rahatsızlık duymakta ve yetersiz, eksik hissetmektedir. Bu da günlük hayatta insanlarla yüz yüze görüşmekten çekinmesine sebep olmakta ve insanların onu olduğu gibi sevmeyeceğini düşündürmektedir. Vaka, Rogers’ın kuramı ve önerdiği mekanizmalar çerçevesinde ele alındığında benlik tutarsızlığı onu rahatsız etmektedir. Ancak çevresinden koşulsuz olumlu kabul ve saygı görebileceği hissettirildiği takdirde kendisinin her şekilde değerli ve sevilebilir olduğunu anlayabilir. Sosyal medyanın sunduğu ulaşılmaz benlik hedefleri yerine daha gerçekçi ideal benlik hedefleri belirlemesi bu yaşadığı durumların önüne geçmesinde yardımcı olabilir.
Böylece gerçekliğin herkes için yalnızca aynadaki görüntüden ibaret olduğunu, illüzyonlara aldırış etmemesi gerektiğini fark etmek, kişinin öz değerinin farkına varmasına ve bunun sonucunda dışsal onaya ihtiyacı olmadığını anlamasında etkili olur.
Özetle sosyal medyanın yarattığı illüzyonel “gerçeklik” algısı; kişinin beden algısında bozukluk, düşük benlik saygısı ve benlik tutarsızlığı gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir. Filtrelerin yarattığı yapay mükemmellik ile gerçeklik arasındaki tutarsızlık, kişinin bedeni ve kimliği için bir tehdit oluşturur. Rogers’ın ortaya atmış olduğu koşulsuz olumlu kabul ve saygı, gerçekçi ve ulaşılabilir ideal benlik hedefleri koymak bu tehdidin önüne geçebilir. İnsanın kendi kimliğiyle barışması sosyal medyadan gelen beğeniler veya onaylar sayesinde değil; gerçek benliğinin, kişinin kendisi ve çevresi tarafından koşulsuz olumlu kabul edilmesi ve saygı görmesi sayesinde olur. Nitekim beğeniler ve onaylar bir gün kesilebilir ve bu durumda elde kalan tek şey kişinin kendi benliğine atfetmiş olduğu değeridir.
Asude Nur ÜNLÜ
Kaynakça
American Psychiatric Association. (2022). DSM-5-TR tanı ölçütleri başvuru elkitabı ( Çev. E. Köroğlu). Boylam Psikiyatri; Esenkal Yayıncılık.
Asıl, S. (2017). Tüketimde benlik algısı: Sosyal medya hesaplarında tüketici olmak. ÇOMÜ Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 2(3), 1-22.
Aslan-Yılmaz, H. (2016). Bir delerme: Benlik kavramına ilişkin bazı yaklaşımlar ve tanımlamalar. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (48), 79-89.
Gürcan, D. (2015). Benlik farklılıklarına Rogers’ın danışan odaklı terapisi ile yaklaşım: Vaka çalışması. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 2(1), 13-26. https://doi.org/10.31682/ayna.470648
Karataş, Z. ve Öksüz, M. (2020). Sosyal çalışmacı adaylarının koşulsuz kendini kabul etme ve merhamet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9(4), 2547-2559.
Kaya, C. ve Pekel Uludağlı, N. (2025). Erkek beliren yetişkinlerde Instagram kullanımının beden imajı ve kas dismorfisi ile ilişkisinin incelenmesi: Mükemmeliyetçilik ve narsisizm düzenleyici rolü. Türk Psikoloji Dergisi, 40(95), 107-125. https://doi.org/10.31828/turkpsikoloji.1622787
Rajanala, S., Maymone, M. B., & Vashi, N.A. (2018). Selfies-living in the era of filtered photographs. JAMA Facial Plastic Surgery, 20(6), 443-444. https://doi.org/10.1001/jamafacial.2018.0486
Rogers, C. R. (1959). A theory of therapy, personality, and interpersonal relationships: as developed in the client-centered framework. S. Koch (Ed.), Psychology: A Study of a Science. Formulations of the Person and the Social Context, 3, 184-256. McGraw-Hill.
Turgut, T. ve Yücel, S. (2020). Beliren ve genç yetişkinlerde koşulsuz kendini kabul ve ilişki bağımlılığı arasındaki ilişkide olumsuz değerlendirilme korkusunun aracı rolünün incelenmesi. Humanistic Perspective, 2(3), 316-334. https://doi.org/10.47793/hp.790598
Yılmazer, E. (2025). Genç kadınlarda beden algısı ve kişilerarası duygu düzenleme: Transdiyagnostik bir yaklaşım. International Journal of Arts and Social Studies Dergisi, 8(14), 66-83.
Yorum bırakın