Bir zamanlar, çeşitli kasabalar arasında halı dokumaktan sorumlu olan kedilerin yaşadığı, dış dünyayla bağlantısını yitirmiş bir kasaba varmış. Buradaki kediler her sabah aynı saatte uyanır, tezgâhlarını kurar ve halı dokumaya başlarlarmış. Bir halıyı bitirince diğerine geçerlermiş. Küçük kediler de büyüdüklerinde halı dokuyabilmek için bunu öğrenirlermiş. Bu düzen o kadar uzun zamandır böyle devam ediyormuş ki artık kimse nedenini sorgulamıyormuş. Sorular zamanla unutulmuş, yerini alışkanlıklara bırakmış.
Günlerden bir gün kasaba yine her zamanki gibi yeni bir güne uyanmış. Yetişkin kediler tezgâhlarının başına geçmiş, yavru kediler de onlardan işi öğrenmek için yanlarına gelmiş. Her şey alışıldığı gibi sürüp gidiyormuş. O gün kasabadaki hiç kimse bu günün farklı olacağını tahmin edemezmiş. Kim bilir, belki de küçük kedilerden birinin düşüncelerini okuyabilselerdi bunu anlayabilirlermiş. Çünkü her şey Psi adında küçük bir kedinin merakıyla başlamış.
Psi çalışırken sürekli etrafına bakıyor, herkesin neden birbirine bu kadar benzediğini merak ediyormuş. Bu düzenin nasıl başladığını, neden hâlâ böyle devam ettiğini anlamaya çalışıyormuş. Günler geçtikçe düşünceleri artık o küçük kafasına sığmaz olmuş. Onları paylaşmaya ihtiyacı varmış. Bir gün sessizce tezgâhın başından kalkmış, eline bir kalem ve birkaç boş sayfa almış, kasabadaki banka doğru yürümüş.
Kediler donakalmış. Daha mola saati bile gelmemiş. Bu küçük kedi ne yapmaya çalışıyormuş? Elindeki kalemi ve boş sayfaları görünce şaşkınlıkla onu izlemeye başlamışlar. Kimi söylenmiş, kimi ona seslenmiş, kimi ise merakla izlemeye devam etmiş.
Psi bir an duraksamış. Tepkilerden korkup yerine dönecekmiş gibi hissetmiş. Ama sonra kendi kendine tek bir soru sormuş: “Peki bu kasabada düşüncelerin de dokunabildiği bir yer var mı?” Ve yazmaya başlamış.
Bir düşünce diğerini çağırmış. Sorular cevaplara, cevaplar yeni sorulara dönüşmüş. Günler geçmiş. Psi her gün banka oturup yazmaya devam etmiş. Bir süre sonra yanına önce bir kedi oturmuş, ardından bir başkası. Birlikte konuşmaya, düşünmeye başlamışlar. Kimi yeni bir soru sormuş, kimi bambaşka bir bakış açısı paylaşmış. Kimse diğerini susturmuyormuş. Çünkü burada amaç aynı düşünmek değil, birlikte düşünebilmekmiş.
Zamanla bankın etrafında toplanan kedilerin sayısı giderek artmış. Bir akşam güneş batarken Psi kalemini usulca bırakmış. Önce gökyüzüne, sonra kasabasına bakmış. Tezgâhların başında hâlâ halılar dokunuyormuş ama artık bir şey değişmiş. Kediler konuşmaya, birbirlerini dinlemeye, farklı bakış açılarını paylaşmaya ve soru sormaya başlamışlar. Gülümsemiş. Çünkü değişimin, herkesin aynı anda ayağa kalkmasıyla değil; birinin ilk cümleyi yazmaya cesaret etmesiyle başladığını artık biliyormuş. Elindeki kalın defteri usulca kapatmış, bankın üzerine bırakmış ve kasabanın içine doğru yürümüş. Onun gittiğini gören diğer kediler merakla bankın etrafında toplanmış. İlk önce uzaklaşan Psi’ye bakmışlar, sonra da defterin kapağına…Defterin kapağında tek bir kelime yazıyormuş.
Psikora.

Yorum bırakın